Padişahın bugünkü karşılığı nedir ?

Serkan

New member
Bugün de Cumhurbaşkanlığı makamını anlamak için yalnızca makamın sahibine bakmak yeterli değildir. Devletin vatandaşa nasıl ulaştığı; eğitim, sağlık, hukuk, istihdam ve sosyal güvenlik kurumlarının nasıl çalıştığı; ekonomik kaynakların nasıl dağıldığı gibi meseleler de iktidarın toplumsal etkisini belirler.

Başka bir ifadeyle, iktidar yalnızca sarayda veya Cumhurbaşkanlığı makamında bulunmaz.

Okulda, ailede, işyerinde, belediyede, mahkemede, medyada ve hatta gündelik ilişkilerde de iktidar ilişkileri kurulabilir.

Irk, Etnisite ve “Halk” Kavramı Nasıl Değişti?

Burada “ırk” kavramını tarihsel bağlamından koparmamak özellikle önemlidir.

Modern anlamdaki ırk kategorilerini doğrudan Osmanlı toplumuna uygulamak yanıltıcı olabilir. Osmanlı İmparatorluğu'nda farklı toplulukların devletle ilişkileri din, mezhep, dil, bölge ve toplumsal statü gibi çeşitli kategoriler üzerinden şekilleniyordu. Modern ulus-devlet anlayışıyla Osmanlı'nın çok kimlikli yapısını aynı kavramlarla açıklamak mümkün değildir.

Yakın tarihli bir Cambridge çalışması da geç Osmanlı dönemindeki “millet” kavramının modern anlamda yalnızca din, millet veya etnisite kategorilerinden biri olarak basitçe açıklanamayacağını; farklılıkların siyasi ve toplumsal olarak yeniden örgütlendiğini tartışıyor.

Bu açıdan “padişah bütün halkların yöneticisiydi” demek doğru olsa bile, “bütün halklar devleti aynı şekilde deneyimliyordu” sonucuna varmak doğru değildir.

Bir imparatorlukta farklı dini ve etnik toplulukların hukuki ve toplumsal konumları farklılaşabiliyordu. Dolayısıyla padişahın temsil ettiği devletin bütün tebaasını aynı ölçüde temsil ettiği fikri ile insanların gündelik hayatta yaşadığı deneyimler arasında mesafe bulunabilir.

Bugünkü Türkiye açısından da etnik kimlik, göçmenlik, vatandaşlık, dil ve kültürel aidiyet gibi meseleleri tek bir “halk” kategorisine indirgemek toplumsal çeşitliliği görünmez kılabilir.

Bugün Padişah Olsaydı Ne Değişirdi? Soruyu Tersinden Soralım

“Bugün padişah olsaydı kim olurdu?” sorusu aslında bizi yanlış yere götürebilir.

Daha verimli soru şu olabilir:

Bugün insanların hayatlarını kim ve hangi kurumlar belirliyor?

Bir insanın hayatını yalnızca devlet başkanı belirlemiyor. Anayasa ve yasalar, parlamento, mahkemeler, kamu kurumları, ekonomik sistem, işverenler, aile yapısı, eğitim sistemi, medya, sosyal normlar ve bireysel ilişkiler birlikte etkili oluyor.

Bu nedenle padişahın bugünkü karşılığını tek bir kişide aramak yerine, padişahlığın temsil ettiği merkezi ve hiyerarşik iktidar biçimleriyle modern devletin kurumlarını karşılaştırmak daha açıklayıcıdır.

Bugünkü Cumhurbaşkanı anayasal olarak devletin başıdır ve yürütme yetkisine sahiptir. Ancak makamın meşruiyet kaynağı, hukuki çerçevesi ve toplumsal yapıyla ilişkisi padişahlıktan farklıdır.

Bu ayrım özellikle önemlidir; çünkü “padişahın modern karşılığı Cumhurbaşkanıdır” cümlesi ancak işlevsel bir benzetme olarak kullanılabilir. Tarihsel ve hukuki açıdan birebir eşdeğerlik anlamına gelmez.

Kadın, Erkek ve Farklı Sınıflardan İnsanlar Aynı İktidarı Aynı Şekilde Yaşamaz

Toplumsal yapıların en önemli özelliği, aynı kurumun farklı insanlarda farklı sonuçlar yaratabilmesidir.

Örneğin ekonomik açıdan güçlü bir kadın ile yoksul bir kadın aynı cinsiyete sahip olmalarına rağmen aynı imkanlara sahip değildir. Benzer biçimde varlıklı bir erkek ile işsiz veya düşük gelirli bir erkek de geleneksel erkeklik normlarından aynı biçimde etkilenmez.

Aynı durum etnik kimlik, yaş, engellilik, eğitim ve göçmenlik statüsü gibi başka değişkenler için de geçerlidir.

Bu yüzden toplumsal cinsiyet analizinin sınıf analizinden, sınıf analizinin de kimlik meselelerinden tamamen ayrılması mümkün değildir.

OECD'nin toplumsal cinsiyet araştırmalarında da toplumsal normların ekonomik güç, aile içi karar alma ve kaynaklara erişimle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Kişisel Deneyim Meselesi ve Kaynakların Önemi

Bu yazıda kişisel bir yaşam deneyimini kendi deneyimimmiş gibi aktarmıyorum; bunun yerine tarihsel ve güncel veriler üzerinden bir çerçeve kuruyorum. Çünkü toplumsal cinsiyet, sınıf ve kimlik konularında “ben böyle yaşadım” türü anlatılar değerli olsa da tek başına bütün toplumu temsil etmez.

Bir kadının aile içinde yaşadığı deneyim, başka bir kadının deneyiminden farklı olabilir. Aynı şekilde farklı gelir gruplarındaki erkeklerin toplumsal beklentileri de birbirinden ayrılabilir.

Bu nedenle kişisel deneyimleri araştırma verileriyle birlikte değerlendirmek gerekir.

Bu yazının temel kaynakları arasında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın güncel metni, Anayasa Mahkemesi kaynakları, TBMM belgeleri, OECD'nin Social Institutions and Gender Index araştırmaları ve Dünya Bankası'nın Türkiye toplumsal cinsiyet verileri bulunmaktadır. Anayasa'nın mevcut metni özellikle egemenliğin millete ait olduğunu ve Cumhurbaşkanının devlet başı olarak konumunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Dünya Bankası verileri ise Türkiye'de kadın ve erkeklerin işgücü piyasasına katılımı arasındaki farkın günümüzde de önemli olduğunu göstermektedir.

Sonuç: Padişahın Bugünkü Karşılığı Tek Bir Kelimeyle Açıklanabilir mi?

En kısa cevapla, padişahın bugünkü makam açısından en yakın karşılığı Cumhurbaşkanıdır; fakat padişah ile Cumhurbaşkanı aynı siyasal kurum değildir.

Padişah, hanedan merkezli bir monarşik düzenin hükümdarıydı. Cumhurbaşkanı ise Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal düzeni içinde tanımlanmış devlet başıdır. Mevcut Anayasa'ya göre egemenlik bir kişiye değil millete aittir.

Fakat sorunun toplumsal boyutu burada bitmiyor.

Asıl ilginç mesele, insanların iktidarı nasıl deneyimlediğidir.

Bir padişahın karşılığını yalnızca bugünkü devlet başkanında ararsak saray dışındaki toplumu, kadınların deneyimlerini, erkeklik normlarını, sınıfsal farklılıkları ve farklı kimliklerin devletle ilişkisini gözden kaçırabiliriz.

Belki de bu nedenle daha anlamlı soru şudur:

Bir toplumda iktidarın sahibi kimdir ve bu iktidarın sonuçlarını kimler, hangi koşullarda ve ne ölçüde yaşayabiliyor?

Forumda tartışmaya değer birkaç soru da buradan çıkıyor:

- Padişah ile Cumhurbaşkanı arasında hangi benzerlikler yalnızca semboliktir, hangileri hukuki anlam taşır?

- Bir devlet başkanının güçlü olması ile toplumdaki farklı grupların karar alma süreçlerine katılması arasında nasıl bir ilişki vardır?

- Tarihte güçlü kadınların bulunması, kadınların genel toplumsal konumunu anlamak için ne ölçüde yeterlidir?

- Geleneksel erkeklik beklentileri erkeklere hangi avantajları, hangi sorumlulukları ve hangi baskıları getiriyor?

- Ekonomik sınıf, bir kadının veya erkeğin devlet ve toplumla ilişkisini nasıl değiştiriyor?

- Osmanlı'daki dini ve toplumsal farklılıkları bugünün “ırk” ve “etnisite” kavramlarıyla açıklamak hangi noktalarda yanıltıcı olabilir?

- Bugün “padişah” kelimesini kullandığımızda gerçekten bir kişiyi mi, yoksa merkezi iktidar fikrini mi anlatıyoruz?

- Ve belki en önemlisi: İktidarın başındaki kişiyi değiştirmek ile iktidarın toplum içinde dağılımını değiştirmek aynı şey midir?

Bu soruların cevapları bizi yalnızca Osmanlı tarihine değil, bugün içinde yaşadığımız sosyal yapıya da götürüyor. Çünkü tarihsel kurumları anlamanın en değerli taraflarından biri, geçmişteki iktidar ilişkilerini bugünün eşitsizlikleriyle birebir eşitlemek değil; hangi toplumsal yapıların değiştiğini, hangilerinin farklı biçimlerde devam ettiğini ve insanların bu yapılar içerisinde nasıl farklı deneyimler yaşadığını görebilmektir.

Tarihsel Karşılaştırmayı Daha SomutlaştırSonuçta Ana Tezi Daha Keskinleştir

Tarihsel Karşılaştırmayı Daha Somutlaştır

Sonuçta Ana Tezi Daha Keskinleştir

Irk ve Etnisite Ayrımını Derinleştir
 
Üst