Fairy markası İsrail malı mı ?

Serkan

New member
Bir şişe bulaşık deterjanını raftan aldığımızda zihnimizde “marka = ülke” şeklinde basit bir denklem kuruyoruz. Fakat gerçek üretim zincirinde petrol türevlerinden elde edilen kimyasallar, yüzey aktif maddeler, parfümler, plastik ambalaj, kapak, etiket, lojistik, fabrika işçiliği, reklam ve perakende birbirinden farklı ekonomik aktörleri kapsayabiliyor.

Dolayısıyla “Bu ürün hangi ülkenin?” sorusu aslında tek bir soru değil.

Markanın ülkesi mi?

Şirketin merkezi mi?

Üretildiği ülke mi?

Hammaddelerin ülkesi mi?

Verginin ödendiği ülke mi?

Satış gelirinin gittiği şirket merkezi mi?

Modern ticarette bunların hepsi birbirinden farklı olabilir.

Bu nedenle tüketici boykotunu gerçekten stratejik hale getirmek isteyen kişinin önce kendi hedefini belirlemesi gerekiyor. Eğer hedef belirli bir ülkenin ekonomisine doğrudan katkıyı azaltmaksa, üretim ve şirket ilişkilerini araştırmak gerekir. Eğer hedef daha geniş bir siyasi tepki oluşturmaksa, uluslararası şirketlerin o ülkedeki faaliyetleri de dikkate alınabilir.

Fairy'nin Ürün Bilimi Açısından Değerlendirilmesi

Bir de konunun bilimsel tarafı var.

Bulaşık deterjanlarının temel işlevlerinden biri yağ ve kirin suyla uzaklaştırılmasını kolaylaştırmaktır. Burada yüzey aktif maddeler önemli rol oynar. P&G'nin kendi tarihçesinde de şirketin 1956'dan itibaren deterjanlarda kullanılan yüzey aktif maddelerin çevresel güvenliği üzerine araştırmalar yürüttüğü belirtiliyor.

Fairy ürünlerine ilişkin güvenlik bilgi formu ise bazı formülasyonların göz tahrişi açısından sınıflandırılabildiğini ve sucul ortam açısından uzun vadeli zararlı etki sınıflandırmasına sahip olabildiğini gösteriyor. Bu nedenle “deterjan olduğu için tamamen zararsızdır” şeklinde düşünmek doğru değil. Aynı şekilde güvenlik sınıflandırması bulunması da ürünün normal kullanımda mutlaka tehlikeli olduğu anlamına gelmez; kullanım talimatlarına ve ürünün spesifik formülüne bakmak gerekir.

Bence burada tüketici açısından önemli ders şu: Politik tercih ile ürün güvenliği birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Bir ürünü boykot etmek politik veya etik bir karar olabilir. Ürünün kimyasal güvenliği ise bilimsel ve mevzuata dayalı ayrı bir konudur.

Kadınların ve Erkeklerin Bakış Açısı Konusunda Nasıl Düşünmeli?

Bu başlıkta da internette sık yapılan bir hatadan kaçınmak gerekiyor. “Erkekler böyle düşünür, kadınlar şöyle düşünür” demek bilimsel olarak fazla basitleştirici olur.

Yine de toplumsal roller ve kişisel deneyimler üzerinden farklı tüketici yaklaşımlarından söz edilebilir.

Bazı insanlar meseleyi daha stratejik ele alabilir. Örneğin “Boykot ediyorsam bunun ekonomik etkisi ne olacak?”, “Şirketin gelirinde gerçekten anlamlı bir değişiklik yaratacak mı?”, “Alternatif marka hangi şirkete ait?” gibi sorular sorabilir. Bu yaklaşım sonuç ve etki odaklıdır ve yalnızca erkeklere özgü değildir.

Başka insanlar ise “Bu ürünün arkasındaki şirketin faaliyetleri benim değerlerimle uyuşuyor mu?”, “Tüketim tercihim başkalarının yaşadığı sorunlarla ilişkili mi?”, “Ailem ve çevrem ne kullanıyor?” gibi sorulara daha fazla önem verebilir. Bu da empati ve topluluk odaklı bir yaklaşım olabilir ve yalnızca kadınlara özgü değildir.

Asıl ilginç olan, bu iki yaklaşımın birbirinin düşmanı olmamasıdır.

Bir kişi hem ekonomik etkinliği hesaplayabilir hem de etik sonuçları önemseyebilir. Başka bir kişi ise önce insani boyuta bakıp daha sonra ekonomik sonuçları araştırabilir.

Dolayısıyla bence sağlıklı forum tartışması “erkekler şöyle, kadınlar böyle” noktasında değil, “hangi değerler tüketim kararlarımızı etkiliyor?” noktasında yapılmalı.

Gelecekte Fairy ve Benzeri Markalar İçin Ne Değişebilir?

Önümüzdeki yıllarda markaların yalnızca ürün kalitesiyle değil, şirketlerin siyasi ve sosyal profilleriyle de daha fazla değerlendirileceğini düşünüyorum.

Özellikle sosyal medya sayesinde tüketici artık yalnızca reklamı görmüyor; şirketin hangi ülkelerde faaliyet gösterdiğini, kiminle ortaklık yaptığını, hangi sosyal projeleri desteklediğini ve hangi açıklamaları yaptığını da araştırabiliyor.

P&G'nin yıllık raporları, Fairy/Dawn markasının şirket açısından oldukça önemli bir kategori olduğunu gösteriyor. Şirket 2023 mali yılında Dawn/Fairy markasının küresel pazar büyümesine önemli katkı yaptığını ve markanın organik satışlarında çift haneli büyüme elde ettiğini bildirmişti.

Bu durum bize şunu söylüyor: Fairy yalnızca Türkiye'de market rafında duran sıradan bir bulaşık deterjanı değil; arkasında çok büyük bir küresel şirket ve çok büyük bir tedarik zinciri bulunan uluslararası bir marka.

Gelecekte tüketiciler şirketlerden daha fazla şeffaflık isteyebilir. “Nerede ürettin?”, “Hangi ülkelerde faaliyet gösteriyorsun?”, “Hangi şirketlerle çalışıyorsun?”, “Gelirin hangi pazarlardan geliyor?” gibi soruların daha sık sorulması bence kaçınılmaz.

Bu da aslında kötü bir şey değil. Şeffaflık arttıkça tüketicinin bilinçli karar verme kapasitesi de artar.

Sonuç: Fairy İsrail Malı mı?

Araştırdığım resmi ve kurumsal kaynaklar üzerinden en net şekilde toparlarsam:

Fairy İsrail menşeli bir marka değildir.

Markanın tarihsel kökeni Birleşik Krallık'a dayanır. Günümüzde Fairy, merkezi ABD'de bulunan Procter & Gamble'ın markalarından biridir. P&G Türkiye de Fairy'yi kendi resmi marka portföyünde açıkça göstermektedir.

Fakat bunun devamında şu cümleyi de eklemek gerekiyor:

Fairy'nin İsrail ile hiçbir ticari ilişkisi yoktur demek doğru değildir.

P&G'nin İsrail'de ticari operasyonları bulunmakta ve Fairy İsrail pazarında da satılmaktadır. Ayrıca belirli Fairy ürünlerine ilişkin güvenlik belgelerinde P&G'nin İsrail'deki şirketinin tedarikçi olarak gösterildiği örnekler bulunmaktadır. Ancak bu, ürünün İsrail'de üretildiği veya Fairy'nin İsrail markası olduğu anlamına gelmez.

Bence forumdaki tartışmayı “Fairy İsrail malı mı, değil mi?” ikiliğinden çıkarıp daha doğru bir soruya dönüştürmek gerekiyor:

“Bir markayı boykot ederken hangi ölçütü esas almalıyız: ürünün üretildiği ülkeyi mi, markanın sahibini mi, yoksa şirketin faaliyet gösterdiği ülkeleri mi?”

Çünkü bu sorunun cevabı verilmeden herhangi bir boykot listesinin “doğru” veya “yanlış” olduğunu söylemek oldukça zor.

Bir de kişisel olarak merak ettiğim nokta şu: Bir ürün Türkiye'de üretiliyor, sahibi ABD merkezli bir şirket oluyor, aynı şirket İsrail'de de faaliyet gösteriyor ve ürün dünyanın onlarca ülkesinde satılıyorsa, sizce o ürünü “İsrail ürünü” olarak sınıflandırmak doğru olur mu?

Yoksa tüketicinin bakması gereken asıl şey ürünün gerçek üretim yeri ve şirket sahipliği mi?

Bence Fairy tartışmasını ilginç yapan da tam olarak bu. Bir bulaşık deterjanı üzerinden aslında küresel ticaretin, tüketici etiğinin, şirket sorumluluğunun, siyasi boykotların ve bilinçli tüketimin nerede birbirine karıştığını görüyoruz.

Ve belki de en önemli soru şu: Boykot ettiğimiz markayı gerçekten doğru araştırıyor muyuz, yoksa sosyal medyada gördüğümüz bir listenin doğru olduğunu varsayarak mı karar veriyoruz?
 
Üst